
“Delilik bu” diyor Füreya.
“Aşk biraz da deliliktir” diye karşılıyor Şevki Bey.
İkisi de evlidir. Üstelik Füreya veremle cebelleşmektedir.
O hastane odasında her zamanki gibi bir demet kırmızı gülle Füreya’nın yanındadır Şevki Bey:“Sen bana âşık değilsin. Zarar yok. Benim sana olan aşkım ikimize de yeter. Senden tek istediğim, beni itme. Beni uzaklaştırma. Hayat çok kısa Füreya...”
Şevki Bey Füreya’nın peşinden hiç kopmuyor, Füreya da onu itmiyor. Füreya’nın en zor, en sıkıntılı anında bir bakıyorsunuz Şevki Bey. Kimi zaman kutu kutu çikolatalarla, kimi zaman sevimli küçük bir köpek yavrusuyla. Füreya’nın o günlerde en çok istediği şey kendine ait bir seramik fırını. Evet yine Şevki Bey. Yalnızca Füreya mutlu olsun diye.
Biraz önce bitirdim Ayşe Kulin’in Füreya’sını. Seksen yedi yıllık bir yaşamda kimler yoktu ki. Mustafa Kemal, Yakup Kadri, Kılıç Ali, Yahya Kemal, Cevat Şakir, Aliye Berger bir çırpıda aklıma gelenler.
Aklımdan hiç çıkmayanı ise Şevki Bey.
Onlar kadar tanınmış değildi. Küçük fırça darbeleriyle şöyle bir değinilmiş, geçilip gidilmiş gibiydi. Füreya onu çok iyi bir dostu olarak görüyordu. Ne gam, Şevki Bey’in tek isteği vardı: itilmemek.
Üstlendikleri “figüran” rolü çoğu kez onları görmemizi, üzerlerinde doyasıya düşünmemizi, derinliklerine inmemizi engeller. Oysa “rollerin” en zoru, en katlanılmazı, en kederlisidir. En terk edilmezidir de. Hayatın anlamı, var olmanın hazzıdır da. Dünyanın en zor şeyi Şevki Bey olmaktır, en güzel şeyi de.
Ne tuhaf değil mi?
Geçen gün büyükçe bir markette yıllardan sonra onunla karşılaştım. Tuvalet kâğıtlarının sıralandığı rafların tam önünde. Alışveriş arabalarımızı ittirdikçe birbirimize yaklaşıyorduk. Tam karşı karşıya gelecektik ki o da ben de meraklı bakışlarımızı tuvalet kâğıtlarına çevirdik. Yüzlerimiz yerine tuvalet kâğıtlarına sığındık. Onca yılın tüm güzellikleri, tüm unutulmazlıkları, tüm kalp çarpıntılarının vardığı yer öbek öbek tuvalet kağıtlarıydı.
Şevki Bey olmak zordu.
Ama Şevki Bey kadar şanslı olmak da kolay değildi.
Şevki Bey hiç iteklenmemişti. Hiç uzaklaştırılmamıştı. Hiç uzaklaşmamıştı. Tuvalet kâğıtlarına sığınmanın insanın içini delen hüznünü hiç yaşamamıştı.
Füreya’lara rastlamak da kolay değildi.
Şevki Bey’i kıskandım.
Füreya’ya hayran oldum.
Kendime şanssızlığı yakıştırdım.
Onca yıla acıdım.
Marketteki kadını tuvalet kâğıtlarına sarmaladım, çöp sepetine attım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder