2 Ekim 2010 Cumartesi

Suç Aleti kuytularda gizlenir…


Televizyonlarda izleyip, gazetelerde görmüşsünüzdür, hani o "suçluya tatbikat" sahnelerini... Suçlu her şeyi itiraf etmiş, suçu işlediği mekânda "ne işler becerdiğini" lâyıkıyla canlandırmış, sıra en son ve en zor soruya gelmiştir:

"Suç aleti nerede?"

Suçlu süklüm püklümdür. Suçuna ortak olan o en önemli "dayanağı"nı, kimsecikler bulamasın, göremesin diye doğanın en kuytu yerine gizlediği "suç aleti"ni "ele verirken" aslında kendini ele vermektedir. Denizin en diplerinden, insanoğlunun hiç uğramadığı bir çalılıktan ya da bir çukurdan "gün yüzüne" çıkarılan "suç aleti", suçu kanıtlayandır artık...

Televizyonlarda izleyip, gazetelerde gördükleriniz polisiye vakalardır. Bir de polisiye olmayanları vardır. Yaşamımızın önemi, polisiye olmayanlar, televizyonda izleyemediklerimiz, gazetelerde göremediklerimiz üzerine kuruludur. "Suç aleti"nin ille de "alet" olması gerekmemektedir. Bu nedenle her yanımız suç aletleriyle dolup taşmaktadır. Siz, evet siz, şu an kim bilir kaç "suç"un aletisiniz ve kim bilir hangi kuytulara yollanmak üzeresiniz...

Başlangıçta hiç bir sorun yoktur, yola çıkılmıştır ve hayat güzeldir. En büyük "suçlar"ın bile suç sayılmadığı kadar yol alınmıştır. Zaten ortada bir suç varsa her iki taraf da suçlu, her iki taraf da birbirinin suç aletidir. O halde sorun yoktur... "Suç"lar birikmektedir, varsın biriksin, hayat güzeldir...

"Yolun sonu" göründüğünde işler sarpa sarmaktadır. Suçlar birikmiş, yol bitmiştir. Tarafların kendilerini suçsuz karşı tarafı "suç aleti" olarak görme zamanına varılmıştır. Artık "suç aleti"ni fırlatıp atmaktan, yolumuzun önüne çıkıp uzun bir liste oluşturan suçları anımsatmasını engellemekten başka yol kalmamıştır...

Ne polis, ne olay yeri tatbikatı ne de "suç aleti"nin yerini soracak birileri vardır. İş kolaydır: İlk fırlatıp atan, kuytulara yollayan "galip"tir. Diğeri ömür boyu "suç aleti" olarak dolanmaya mahkumdur. "Kaybedenler bir daha "galip"lerin yoluna hiç çıkmak istemezler. Bilirler ki, "suç aleti" suçu kanıtlayandır, son noktayı koyandır. İlle polisiye olması, televizyonlarda izlenmesi, gazetelerde okunması gerekmemektedir...

"Suç aleti" bir gün yolunu şaşırıp önlerine çıktığında, o şıngır mıngır edaları donar, sahte tebessümleri çarpılır, geçmişte umurlarında olmayan bugün artık suç saydıkları her şeyin ortaya döküldüğünü ve herkeslerin bildiğini sanır, baygınlık geçirirler...

Kriz kısa sürer. Onlar "suç aletleri"nin kuytularda yaşadıklarından emindirler. Birazdan eski hallerine dönerler. Şendirler, şakraktırlar. Yeni yolculuklar için sabırsızdırlar...

Anlıyorum. Siz de mağdurlardansınız. Oysa bütün "suçları" birlikte işlemiştiniz.

Şimdi siz kuytularda, o ortalarda. Siz mahcup, o pervasız; ortaya çıkmadığınız sürece "suçsuz"...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder